Başlıktan anladı birçoğunuz zaten durumu :) aslında ben konuşmayayım başlık konuşsun o kadar yani…

Geçenlerde de yazmıştım bizim sektörde müşteri ilişkileri ile ilgili. Diyaloğu tamamen sizin görüşünüze bırakıyorum. Zaten diyaloğu siz tamamlayacaksınız yorumlarınızla :)

Müşteri : Merhaba
ID-Sinan : Merhabalar

Merhabalaşmadan sonra “sizin işiniz cidden zor Allah kolaylık versin” muhabbetleri ve sonrasında asıl meseleye giriş. Müşteri eteğindeki taşı döker…

Müşteri : “Yahu bizim bir web sitesine ihtiyacımız var. Böyle iki üç sayfa birşey lazım çok değil. Biz yabancıya gitmesin istiyoruz. Tanıdığımıza gitsin paramız. Hem sen de genç bir kardeşimizsin.”
( İlginç gelebilir ama 10 müşterimden 9 u bu mantalite yüzünden kazık yiyen insanlar. İş ehline verilir tanıdığa değil. İş verirken portfolio-referanslara bakılır. Kimlerden olduğuna - nereli olduğuna bağlı olarak birine iş verilmez. Bunu söylerkenki pskiolojisi şu , işin hiç de uğraştırmayacak 10 saniyede yapılabilecek birşey olduğuna ikna etmeye çalışıyor karşısındakini. Direkt fiyata etki bekliyor tabi… devam edelim. Sanırım henüz haberi yok haftada en az 3-4 defa aynı sözü duyduğumdan.)

ID-Sinan : Elinizde çekilmiş profesyonel fotoğraf var mı? Yani web sitesi tasarlarken bizim için gerekli materyal sizde var mı? Yoksa biz oluşturacağız.
(ürün-hizmet ile ilgili fotoğraf çekimi, 3d tasarım, logo vs…)

Müşteri : Var var hepsi var. İş çok kısa. Çat çat koyacaksın webe hepsini. Çok basit iş.
( İşin iyi gittiğini düşünen tüccar gülümsemesi. Bu söze ne denir :) benden biraz küçük yaşta olsa canım benim deyip okşar başını geçerim ama bu çok daha garip. Ha birde bu söze denk gelirseniz biryerde bilin ki hiç materyali yoktur. Oturur hakkımızda bölümünü bile siz yazarsınız ya da görevli elemanınız. Zamanında Sanayi Şirketi için hakkımızda yazmışlığım da var çok şükür ;) . Resimleri de google dan bulmanızı ister. telif mi? o da ne ki? )

ID-Sinan : Peki. Zaten özgün tasarım bir kenara materyalleriniz bir kenara. Çok önemli düzgün bir iş olması için.

Müşteri : Tabi tabi var hepsi. Ben söyleyeceğim arkadaşlar gönderecek zaten.
(Bazı insanlar anlık yaşar. Yarın olup o materyallerin gönderilmesi gerektiğinde ne yapacağını düşünmez.)

ID-Sinan : Süper! Yakışıklı bir iş çıksın inşallah.

Araya yine muhabbet girer. Çay, Kahve vs… Müşteri çevresinin ne kadar geniş olduğunu anlatmakla meşguldür genellikle bu süre içinde. Hatta bazısı iş için orada olduğunuzu vaktinizin kısıtlı olduğunu unutur. Hatıralarını anlatır falan. Bu muhabbetin bir maksadı daha vardır. İnceden akradaş olmaya çalışır müşteri. Teklifte “Abi senden para mı alınır!” ı oluşturmaya çalışır. Muhabbetin sonunda eline referans listenizi verirsiniz detaylı açıklamalarla. Küçük lokma olmadığınızı anlar.

Müşteri : Sinan kardeşim dediğim gibi aşağı yukarı ne olur bu işin fiyatı bizim için. Anlattım ya hiç uğraştıracak birşey değil.
(İş tehlikeli olmaya başlıyor. Bey olarak kalmayı tercih ederim iş görüşmesinde. İstisnalar kaideyi bozmaz tabi ki ama abi-kardeş olmak birçok zaman kabak tadı verir uzun vadede.)

ID-Sinan : Düşündüğünüz gibi şipşak olan birşey değil bu XBEY veya XHANIM. İstediğiniz birkaç özellik için yazılım çalışması yapacağız. Özgün tasarım da dahil öyle tahmin ediyorum bu sistem 1200-1400 lira arası tamam olur. Tabi ben ne desem afaki çünkü resmi teklifte belli olur herşey.
( Fiyat tamamen random. En küçük işin fiyatı 1200-1400 tür normalde. O anki yoğunluğunuza göre fiyat artıp azalabilir çünkü. Yüzyüze yuvarlak konuşmakta fayda var. Eğer biraz kesin konuşmanız gerekiyorsa da yukarı doğru yuvarlayın rakamı. Kimisi masada sıkıştırmak ister ama zarar ettiğini anlamaz. Bu arada garda dikkat :) inadına bey veya hanım diye hitap ediyorum. Müşteri başta biraz sinir olabilir. Ama her iki taraf ve iş için en iyisi budur.)

Müşteri : Ne diyorsunuz Sinan Bey!? 1400 lira mümkün değil böyle bir iş için. En çok 200 veririz.
(Arada uçurum var. Blöf o kadar çok döner ki. Özgün tasarım, kaliteli iş, iş sonrası destek, 100% memnuniyet. Bunlarla pek ilgilenmez müşteri. Resmi bir şirket oluşunuz ve referanslarınız da pek kar etmez bazen.)

ID-Sinan : :) peki efendim görüşmek üzere.
(Pazarlık başlamadan biter. Masadan hafifçe kalkılır. Kendine güven çok önemli. İş kaçırmak da mantıklı değil. Referanslarınız güçlü değilse veya tahtanız(yapılacak işler) dolu değilse bu tribi sakın denemeyin :) )

Müşteri : Bir saniye. Anlaşabiliriz bence. İyi bir iş çıksın istiyoruz biz. Bakın bu iş size mükemmel bir referans olacak. Bizim bu piyasa tanımadığımız insan yok. Herkes bizi bilir. Hem iş soran birkaç arkadaş var onları da yönlendireceğim ben size.

ID-Sinan : Yalnızca referans için iş almıyoruz teşekkürler. Fiyatımız bellidir aşağı yukarı. Tabii pazarlık payımız vardır ama bu bahsettiğiniz pazarlık değil. İstanbulDijital’in memnun olmayan müşterisi yok. Yeterli mi? Bunu söyleyebilmek cidden zordur bu sektörde. Eğer yine de bizi önermek isterseniz bizi öneren tüm müşterilerimize 20% net kar ödüyoruz proje maliyetinden 3-4 proje önerdiğinizde kendi maliyetinizi çıkarabilirsiniz. O şekilde geri dönüş sağlayabilirsiniz çevrenizle.

Müşteri : Böyle kâr olmaz Sinan Bey. Bu işi 300 liraya yapan arkadaşlar var. Ben para yabancıya gitmesin istiyorum sen bizden para koparmaya çalışıyorsun…
(Müşteri vazgeçmez. Hala şansını deniyor.)

Referanslarınız arasında. IHH, Kimse Yok Mu, Ceidot, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tahir Kıran gibi devler ve listenizde yapılmayı bekleyen 9-10 iş varken bu muhabbeti nasıl devam ettirirdiniz? Fikirlerinizi öğrenmek istiyorum. Daha sonra genellikle bu hikayenin nasıl bittiğini yazacağım.